Değerli Ziyaretçimiz,

Hiçbir çıkar gözetmeden, maddi bir gelir amacı taşımadan açmış olduğumuz bu siteyi yayınevinin rızası olmadığı için kapatmak zorunda kalıyoruz. Eseri hazırlayan hocalardan izin almamıza rağmen yayınevini ikna edemedik.

Amacımız, sadece hadisleri Müslüman kardeşlerimize ulaştırmaktı. Bu konuda beklemediğimiz bir başarı da elde etmiştik. Aylık ortalama 25 bin, yıllık ise 300 bin ziyaretçiyi sitemize çekmeyi başarmıştık. Üzüldüğümüz tek konu, bu kadar insanın internet ortamında hadislerden yoksun kalacak olması.

Diğer bir husus da şu; içerisinde müstehcen görsellerin yer aldığı başta haber siteleri olmak üzere bazı sitelerde hadis metinleri de yer alıyor. Bu siteyi kapattığımız için insanlar hadis okuyacağım derken sağda solda veya diğer alanlarda müstehcen görselleri görmek zorunda kalacak.

Sitemizi başka bir kaynak üzerinden en yakın zamanda tekrar yayına açacağız İnşallah. Selam ve dua ile.

335 NOLU HADİS


İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:



Çok sevdiğim bir kadınla evliydim. Babam Hz. Ömer o kadını beğenmiyordu. Bu sebeple bana:



- Onu boşa! dedi.



Ben de boşamak istemedim.



Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâm’a gelerek durumu anlatmış.



Peygamber aleyhisselâm da:



- “O kadını boşa!” diye emretti.



Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Talâk 13. Ayrıca bk. İbni Mâce, Talâk 36




AÇIKLAMALAR

Peygamber Efendimiz’in boşanmaya karşı olduğu ve bu görüşünü, “Allah Teâlâ’nın en sevmediği helâl, eşini boşamaktır” (Ebû Dâvûd, Talâk 3; İbni Mâce, Talâk 1) hadisiyle dile getirdiği bilinmektedir. Fakat bu hadiste Abdullah İbni Ömer’i babasının sözünü dinleyerek karısını boşamaya teşvik ettiği görülmektedir.



Meselenin özü şudur: Sebepsiz yere boşanmak ve bunu âdet hâline getirmek günahtır. Allah Teâlâ böyle kimseleri ve onların bu sorumsuzca davranışlarını sevmez. Ama ortada boşamayı gerektiren bir durum varsa, boşanmakta hiçbir günah yoktur. Hatta bazan boşanmak en iyi çâredir.



Bu hadiste ve bir sonraki hadiste babanın veya annenin sözüne bakarak boşanma konusu üzerinde durulmaktadır.



Hatıra şöyle bir soru gelmektedir:



Bütün anne ve babaların sözüne bakarak eşini boşamak gerekir mi?



Konuyu iki bakımdan ele almak uygun olacaktır.



Biri, hadisimizin râvisi Abdullah İbni Ömer’in özel durumu; diğeri de, daha sonraki devirlerde ve günümüzde yaşayanların durumu.



Abdullah İbni Ömer’e boşanmasını teklif eden baba Hz. Ömer’dir. Hz. Ömer farklı bir insandır. Onun dindarlığı, Allah korkusu ve kul hakkına saygısı, daha sonra gelenlerle ölçülemeyecek kadar üstündür. Adalet timsâli olması sebebiyle de kimseye haksızlık etmeyeceği, hele gelinini zor durumda bırakmak istemeyeceği şüphesizdir. Oğluna karısını boşamayı tavsiye ettiğine göre, demekki gelininde bağışlanamayacak bir kusur vardı. Oğlu Abdullah karısına âşık olduğu için onun bu kusurunu görmüyordu. Çünkü aşırı sevgi insanı sağır ve kör yapar. Seven insan, sevdiğinin kusurunu farkedemez. Gelininde gördüğü kusur, bağışlanması mümkün olan bir kusur olsaydı, herhâlde Hz. Ömer onu bağışlardı. Oğlunu sevdiği kadından ayırmayı ve onu üzmeyi istemezdi. Şu halde bu kusur oğlunun dinî ve mânevî hayatına zarar verecek mâhiyette önemli bir kusurdu. Konuyu öğrendiği zaman Hz. Peygamber’in Abdullah İbni Ömer’i hemen yanına çağırması ve ona “Karını boşa!” buyurması Hz. Ömer’in haklı olduğunu göstermektedir.



Vaktiyle Hz. İbrahim’in de oğlu Hz. İsmâil’i ziyarete geldiğinde gelinini beğenmediği ve oğluna karısını boşaması anlamında “Eşiğini değiştirsin!” diye haber bıraktığı, onun da babasının emrini yerine getirdiği bilinmektedir (bk. 1871 numaralı hadis).



Abdullah İbni Ömer eşini boşama konusunda biri babasından, diğeri Resûl-i Ekrem’den olmak üzere iki emir almıştı. Hem öyle bir babaya hem de Resûlullah’ın buyruğuna elbette karşı gelemezdi. Emirlere uydu ve karısını boşadı.



Meselenin bizleri ilgilendiren tarafına gelince: Bir anne veya babanın yahut her ikisinin birden, “Karını boşa!” tarzındaki tavsiyelerini kabul etmek gerekir mi?



Hayır, gerekmez. Hiçbir baba ve anne, bu konuda sahâbîler kadar titizlik gösteremez. Günümüzde bir babanın veya annenin yahut her ikisinin birden oğullarına, senin karının şöyle şöyle kusurları var şeklindeki şikâyetlerine bakarak eşini boşamak doğru değildir. Bilhassa yaşlı anne ve babalar, herhangi bir davranışına kızdıkları gelinlerini kusurlu göstermeye çalışırlar. Onu çeşitli bahânelerle oğullarının gözünden düşürmek isterler. Bazıları da ileri yaşın getirdiği zihnî yorgunluk ve bunama sebebiyle olur olmaz şeyi mesele yaparlar. Aslında yaşlıların bu nevi hissî hükümlerini anlamak o kadar zor değildir.



Bir insan anne ve babasının eşiyle ilgili şikâyetlerini bizzat değerlendirmeli ve bu konuda kararı kendisi vermelidir. Zamanla ve bilhassa eğitim yoluyla giderilmesi mümkün olan hataları ve noksanları büyütmemelidir. Çok zor durumda kalındığı zaman, dindar ve aklı başında kimselere danışmalı, onların görüş ve tecrübelerinden faydalanmalıdır



HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1. Ana babanın dine aykırı olmayan buyruklarına uymak gerekir.



2. Mü’minler Peygamberlerinin buyruğuna hiç tereddüt etmeden uyarlar.



3. Bir mü’min, dine aykırı olan arzularını terk etmek zorundadır.



4. Gerekmedikçe kimsenin ayıbı ortaya dökülmemelidir.



O kadını boşa!