Değerli Ziyaretçimiz,

Hiçbir çıkar gözetmeden, maddi bir gelir amacı taşımadan açmış olduğumuz bu siteyi yayınevinin rızası olmadığı için kapatmak zorunda kalıyoruz. Eseri hazırlayan hocalardan izin almamıza rağmen yayınevini ikna edemedik.

Amacımız, sadece hadisleri Müslüman kardeşlerimize ulaştırmaktı. Bu konuda beklemediğimiz bir başarı da elde etmiştik. Aylık ortalama 25 bin, yıllık ise 300 bin ziyaretçiyi sitemize çekmeyi başarmıştık. Üzüldüğümüz tek konu, bu kadar insanın internet ortamında hadislerden yoksun kalacak olması.

Diğer bir husus da şu; içerisinde müstehcen görsellerin yer aldığı başta haber siteleri olmak üzere bazı sitelerde hadis metinleri de yer alıyor. Bu siteyi kapattığımız için insanlar hadis okuyacağım derken sağda solda veya diğer alanlarda müstehcen görselleri görmek zorunda kalacak.

Sitemizi başka bir kaynak üzerinden en yakın zamanda tekrar yayına açacağız İnşallah. Selam ve dua ile.

426 NOLU HADİS


Abdullah İbni Amr İbni’l-Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teâlâ’nın, İbrahim alehisselâm hakkındaki:



Rabbim, putlar insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir” [İbrâhim sûresi (14),36] âyetini ve Îsâ aleyhisselâm’ın:



Eğer kendilerine azâb edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin” meâlindeki sözünü [Mâide sûresi (5), 118] okudu, ellerini kaldırdı ve:



Allahım, ümmetimi koru, ümmetime acı!” diye dua etti ve ağladı.



Bunun üzerine Allah Teâlâ:



“Ey Cebrâil! - Rabbin herşeyi daha iyi bilir ya - git, Muhammed’e niçin ağladığını sor, buyurdu. Cebrâil geldi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de ümmeti için duyduğu endişeden dolayı ağladığını söyledi. Zaten Allah her şeyi en iyi bilendir. ( Cebrâil’in dönüp durumu haber vermesi üzerine) Allah Teâlâ:



“Ey Cebrâil! Muhammed’e git ve ona şu sözümüzü ilet” buyurdu:



Ümmetin konusunda seni razı edeceğiz ve seni asla üzmeyeceğiz.”



Müslim, Îmân 346




AÇIKLAMALAR

Bu hadîs–i şerîf, müminlerin gönlünü ümitle doldurmaktadır. Zira Allah Teâlâ, ümmetini dileyen ve onlar için gözyaşı döken sevgili Peygamberimiz’e, “Seni ümmetin konusunda râzı edeceğiz ve seni aslâ üzmeyeceğiz” garantisini vermektedir. Nitekim Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de de “İleride Rabbin sana öyle ihsanda bulunacak ki, sen de razı olacaksın” [Duhâ sûresi (93), 5] buyurmaktadır. Hz. Peygamber’in de ümmetinden hiçbir kimsenin cehennemde kalmasına râzı olmayacağı bilindiğine göre,  ümmet-i Muhammed için bu âyet ve hadis gerçekten en büyük güven ve ümit kaynağıdır.



Şu noktayı dikkatten kaçırmamak gerekir: Sevgili Peygamberimiz, ümmetini koruması ve onlara acıması için Allah’a dua etmiş  Allah Teâlâ da, Efendimiz’in bu dileğini, onun üzülmesine asla meydan vermeyecek şekilde kabul buyurduğunu peşinen açıklamıştır. Şurası kesindir ki, Allah Teâlâ asla va’dinden dönmez. Hz. Peygamber’in  dileği, Allah Teâlâ’nın kabulü bir noktada bu derece açık ve kesin bir şekilde birleştikten sonra biz  müslümanlara elbette  ümitlenmek düşer, elbette bize  ümitsizlik yaraşmaz.



Sevgili Peygamberimiz burada önce Hz. İbrahim aleyhisselâm’ın, dünyada mutlu sonucu görülmüş olan  duasını, peşinden Îsâ aleyhisselâm’ın âhirette cereyan edecek niyâzını haber veren âyetleri okumuş, sonra da ümmetinin âhiretteki durumu hakkında henüz dünyada iken bir müjde olmak üzere “Allahım, ümmetim ümmetim..” duasında bulunmuştur. Efendimiz,  bu davranışıyla önceki iki peygamberin ulaştığı iki ayrı sonucu ümmeti için bir anda birleştirerek temin etmek istemiş ve bunda da muvaffak olmuştur. Hadisimiz işte bu muvaffakiyet ve büyük müjdenin belgesidir.



HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1. Hz. Peygamber biz ümmetine karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.



2.  Allah Teâlâ’nın “Ümmetin hakkında seni razı edeceğiz, seni asla üzmeyeceğiz” diye Hz. Peygamber’e verdiği garanti sebebiyle bu hadis bizim için en büyük ümit kaynağıdır.



3. Dua ederken elleri kaldırmak sünnettir.



4. Duada aynı şey tekrar tekrar istenebilir. Bu ısrar, asla Allah’ın takdirine  rızâsızlık anlamına gelmez.



5. Bu hadise ve bu bahiste geçen diğer hadîs-i şerîflere güvenerek kulluk görevlerinde gevşeklik yapmamak gerekir. Bu hadisler bizim ibadet şevkimizi arttırmalı, büyük bir ümit içinde daha iyi müslüman olmaya bakmamızı sağlamalıdır. Zira recâ, tembellik  değil, gayret ilkesidir.



Allahım, ümmetimi koru, ümmetime acı!