Değerli Ziyaretçimiz,

Hiçbir çıkar gözetmeden, maddi bir gelir amacı taşımadan açmış olduğumuz bu siteyi yayınevinin rızası olmadığı için kapatmak zorunda kalıyoruz. Eseri hazırlayan hocalardan izin almamıza rağmen yayınevini ikna edemedik.

Amacımız, sadece hadisleri Müslüman kardeşlerimize ulaştırmaktı. Bu konuda beklemediğimiz bir başarı da elde etmiştik. Aylık ortalama 25 bin, yıllık ise 300 bin ziyaretçiyi sitemize çekmeyi başarmıştık. Üzüldüğümüz tek konu, bu kadar insanın internet ortamında hadislerden yoksun kalacak olması.

Diğer bir husus da şu; içerisinde müstehcen görsellerin yer aldığı başta haber siteleri olmak üzere bazı sitelerde hadis metinleri de yer alıyor. Bu siteyi kapattığımız için insanlar hadis okuyacağım derken sağda solda veya diğer alanlarda müstehcen görselleri görmek zorunda kalacak.

Sitemizi başka bir kaynak üzerinden en yakın zamanda tekrar yayına açacağız İnşallah. Selam ve dua ile.

49 NOLU HADİS


Ebû Hüreyre  radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e:



- Bana öğüt ver, dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de ona:



- “Kızma!” buyurdu. 



Adam dileğini bir kaç kez tekrar etti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de (her defasında ısrarla) :



- “Kızma!” buyurdu.   Buhârî, Edeb 76. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 73




AÇIKLAMALAR

Gazab, şeytanın dürtüklemesi sonucu insanın kendini kaybetmesi, normal durumundan uzaklaşmasıdır. O kadar ki, bu durumda insan kötü sözler söyler, din tarafından sakıncalı bulunmuş, çirkin görülmüş olan işler yapar. Hatta -Allah korusun- bazı hallerde kâfir bile olur. Halkımız böylesi durumdakiler için “Ağzından çıkanı kulağı duymuyor” der. “Öfke ile kalkan zararla oturur” sözünün belki çok geçerli olduğu nokta da burasıdır. Yânî imânı kaybetme noktasıdır.



Bilindiği gibi sebebin ortadan kaldırılması, sonucun da ortadan kaldırılması demektir. Kızmamak, kızgınlık sonucu doğacak bir çok tehlikeyi baştan önlemektir. Hz. Peygamber’in kendisinden tavsiye isteyen sahâbîye ısrarla “kızma” buyurması  bu yüzdendir.



Burada hatırlatılması gerekli bir husus vardır. Sevgili Peygamberimiz, öğüt vermesini  isteyen insanlara, onların mizac ve kabiliyetlerine  en uygun tavsiyelerde bulunurdu. Bir başka ifade ile onlardaki aksayan yönlere göre tedbir önerirdi. Bu hadîs-i şerîf de bu kabil tavsiyelerdendir. Kim olduğunu bilemediğimiz bu sahâbî, ne kadar ısrar etmişse de “kızma” sözünden başka bir tavsiye alamamıştır. Bu, o sahâbînin çabuk sinirlenen, olur-olmaz şeylere kızan bir mizaca sahip olduğunu hatıra getirmektedir. Bu halde kendisinde böyle bir mizac bulunan müslümanlar, Peygamber Efendimiz’in bu tavsiyesinin doğrudan kendilerine yönelik olduğunu unutmamalıdırlar.



640 numarada bir kere daha karşılaşacağımız hadisin bazı rivayetlerinde bu “kızma!” tavsiyesinin gerekçelerine de rastlamaktayız. Mesela birinde “Kızma, çünkü kızmak duyguları ve hareketleri bozar” buyurulmaktadır. Bir başkasında da“ Kızma, cennete gir!” buyurulmak suretiyle, kızgınlığın neye mâlolacağını, kızmamanın ne kazandıracağını göstermektedir.



HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1. Kızmak, insanı sonradan pişman olacağı söz ve fiillere sevkeder.



2. Hz. Peygamber, Allah’ın koyduğu sınırlar çiğnendiği zaman kızmış ve kızmakta sakınca görmemiştir.



3. Dünya çıkarı için değil, dinî maksatla ve Allah için kızmak hoşgörülür.



Bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e, "Bana öğü